VERGİ AFFI VERGİSİNİ ÖDEYENE HAKSIZLIK MI?

Vergi affı ya da yeni adı ile vergi barışı, yeniden yapılandırma… Her ne şekilde ifade edersek edelim…

Neden sık sık bu yola başvuruluyor ?

Ya da doğru mu yanlış mı?

Vergisini zamanında ödeyene haksızlık mı?

Bence Türk Vergi Sisteminde, vergi affı kesinlikle gerekli ve sürekli olarak da başvurulması zorunlu bir uygulama…

Neden mi?

1- Öncelikle Türk Vergi Sistemimiz ticari, zirai kazançlarda ve menkul sermaye iratlarında tahakkuk esasına dayanmaktadır. Yani vergi alacağının doğması için vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi yeterlidir. Ödenecek verginin tahakkuku için gelirin tahsilinin beklenmesine gerek yoktur.

Bu durumu 2 şekilde örneklersek, işletmelerin zora düşmelerinin nedenleri açıkça anlaşılır;

Birinci durumda; işletmenin tahakkuk eden alacağını gelecek dönemlerde tahsil etmesi durumudur. Bu durumda işletme, bir dönem önce tahsil etmediği halde, tahakkuk eden gelirinden kaynaklanan geçici vergi/kurumlar vergisi/katma değer vergisi borcunu hemen ödemek zorunda olmasına karşın, düzenlediği faturanın bedelinin ne zaman tahsil edileceği belirsizdir.

İkinci durum; tahakkuk eden alacağını hiç tahsil edemeyebileceğidir. Yani tahsil edemediği bir alacak için ayrıca vergi ödemesi gerekmektedir. Bu durum işletmeleri hem sattığı malın maliyetini ödeme yükümlülüğü altında bırakmakta, hem de vergi borcu yükü altına sokmaktadır.

Diyeceksiniz ki, “Şüpheli Alacak Karşılığı” ayırabilir… Ancak karşılık genel olarak gelecek dönemlere sirayet etmektedir. Yani vergi borcu tahakkuk edip-ödenmeli, ancak zararın mahsubu için tekrar kar doğması beklenmelidir.

Böyle bir durum ise zaten sermaye yetersizliği yaşayan bir çok işletme için ciddi sorun teşkil eder.

Hiç tahsilat yapmadığı halde tahakkuk eden vergisini ödeyemeyen bu işletmelere vergi yüzsüzü diyebilir miyiz?

2- Vergi gelirleri dolaylı ve dolaysız vergilerden oluşur;

Dolaylı vergiler tüketimi, dolaysız vergiler ise geliri hedef alır.

Aslen dolaysız vergiler, dolaylı vergilere göre daha adaletlidir. Örneğin; en yoksulun benzine ödediği vergi ile en zenginin benzine ödediği vergi aynıdır. Yani dolaylı vergilerde aynı ürünü tüketen farklı gelir düzeyine sahip kişiler genel olarak aynı vergiyi öderler. Yani dolaylı vergiler adaletsizdir.

Ama dolaysız vergiler kişilerin gelir düzeyine göre ayarlanabilir. Asgari geçim indirimi, artan oranlı vergileme gibi…

Peki dolaysız vergilerde vergi adaleti gerçekten sağlanabiliyor mu?

Örneğin; aynı ürünü satan iki işletmeden birincisi faturasız satış yaparken, ikinci işletmenin kurallara uyarak tüm satışlarını faturalandırdığını düşünelim.

Birinci işletme, satışlarından elde ettiği gelire, şirket olması halinde beyan etmediği vergiden kaynaklanan ilave yaklaşık %20 kurumlar vergisi ile %15 kar dağıtımından kaynaklanan stopajı ve %18 kdv yi kasasına ilave kar olarak koymaktadır. Bu miktar ciddi bir tutara denk gelir…

Bu durum işletmeler açısından haksız rekabet yaratmakta olup devlet otoritesine saygı duyanların işletmelerinin kısa sürede kapanmasına neden olmaktadır.

Vergi kayıp ve kaçağının azaltılması yönünde yapılan düzenlemelerin ne kadar başarılı oldukları tartışılır.

Vergi incelemelerinin %2-3 oranında olduğu ülkemizde ???

Örneğin vergi incelemesi, sadece incelendiği döneme münhasırdır ve o dönem işlemleri ile sınırlıdır. Hele ki incelenen defter ve belgeler usulüne uygun olarak tutulup düzenlendi ise bu inceleme dahi bir fayda sağlamaz. Doğru düzgün fatura kesmediği halde defter ve belgeleri usulüne uygun olan firmanın devlete, inceleme neticesinde ödeyeceği vergi ne kadar artabilir? Ayrıca diğer yıllar ???

Türkiye’de yapılan vergi kayıp kaçağına yönelik tüm düzenlemeler sadece USULE dayanmaktadır.

Vergilendirmede servetin sorgulanmadığı bir sistemin başarılı olması mümkün değildir.

Yukarıdaki örneğe göre defter ve belgeleri incelenen şirketin sahiplerinin servetine bakılmadan, işletme sahibinin sahip olduğu son model araba, yazlık, kışlık evlerin, yüklü miktardaki kredi kartı harcamalarının kaynağı sorulmadan yapılan defter incelemesi ve ba-bs formları kontrolü ile vergilendirmede adalet sağlanması mümkün müdür?

Bu haksız rekabet ortamında gelirini doğru beyan eden işletmeler yaşayabilir ve vergisini düzenli ödeyebilir mi?

Vergi kaçırıp en düşük seviyede tahakkuk ettirdiği vergiyi süresinde ödeyenler karşısında, tahakkuk eden vergisini ödeyemeyen işletmelere gerçekten vergi yüzsüzü diyebilir miyiz?

Ödeme gücü olduğu halde nasıl olsa vergi affı gelir diye vergisini ödemeyenleri bu yazımın dışında tutuyorum. Ancak vergi affının mecburiyeti karşısında bu beklenti içinde olmak yanlış da değildir… Nasıl olsa vergi affı yapılacaktır…

Yukarıdaki örneklere daha farklı örnekler eklenebilir.

Kısaca söylemek istediğim; vergi sistemimizde vergi affı Türkiye’nin vazgeçilmezidir ve olmaya da devam edecektir.

Vergisini ödemekte zorlanan her işveren vergi yüzsüzü değildir…

Tabii ki istisnalar kaideyi bozmaz…

İsmail ŞENGÜN –Mali Müşavir/Bağımsız Denetçi

ismail@ortakmusavir.com

Yorum Yazın

emevzuat emevzuat emevzuat

© 2009 S.M.Mali Müşavir İsmail Şengün / tüm hakları saklıdır. Diğer sitelerimiz www.vergiburosu.com www.ortakseminer.com . Application by Modul3d

amaç güven ise çözüm ORTAK Bağımsız Denetim ve Mali Müşavirlik