İflasın ertelenmesinde borca batıklık bilançosu ve finansal kiralama yoluyla edinilen malların değerlemesi

ismail sengunİsmail ŞENGÜN-Smmm

ismail@ortakmusavir.com

İflas “Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan işadamının durumu, batkı, batkınlık” ya da “Mahkemece borçlunun, borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğunun saptanması” olarak tanımlan­mıştır.

İflas eden borçlunun durumunun iyileşme umudu taşıması halinde yasalarımız borçlunun bu zor durumdan çıkmasına olanak sağ­lamak amacı ile bir takım yasal tedbirler ge­tirmiştir. İflasın Ertelenmesi olarak adlandır­dığımız bu tedbirler Türk Ticaret Kanunu’nun 324. ve İcra İflas Kanunu’nun 179. madde­lerinde ele alınmıştır. kaynak:www.ortakmusavir.com

Türk Ticaret Kanununun 324.maddesi; “Son yıllık bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, idare meclisi derhal toplanarak durumu umumi heyete bildirir.

Şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa idare meclisi aktiflerin satış fiyatları esas olmak üzere bir ara bilançosu tanzim eder. Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu sermayenin tamamlanmasına veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar vermediği takdirde şirket feshedilmiş sayılır. Şirketin aktifleri şirket alacaklarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde idare meclisi bu durumu derhal mahkemeye bil­dirmeye mecburdur. Mahkeme bu takdirde şirketin iflasına hükmeder. Şu kadar ki; şir­ket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa idare meclisi veya bir alacaklının talebi üze­rine mahkeme iflas kararını tehir edebilir. Bu halde mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının muhafazası için lüzumlu tetbirleri alır.”

İcra ve İflas Kanununun 179.maddesinde de Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflâsı: Madde 179- Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin borçlarının aktifinden fazla olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tara­fından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Şu kadar ki, idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mah­kemeye sunarak iflâsın ertelenmesini iste­yebilir. Mahkeme projeyi ciddî ve inandırıcı bulursa, iflâsın ertelenmesine karar verir. İyileştirme projesinin ciddî ve inandırıcı ol­duğunu gösteren bilgi ve belgelerin de mah­kemeye sunulması zorunludur.

….”

denmekle iflasın ertelenmesi kurumunun çalışma şeklini tanımlamıştır/belirlemiştir.

İflas ertelemesinin 1.koşulu borca batıklıktır.Borca batık olmayan şirketin iflası ve devamında iflasının ertelenmesi söz konusu olamaz. Genel kabul görmüş borca batıklık terimi yasa metinlerinde “şirketin aktiflerinin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmemesi (TTK m. 324/2)”, “şirketin borçlarının mevcut ve alacaklarından fazla olma­sı (İİK m. 179)”, “şirket borçlarının şirket mevcudundan fazla olması (TTK m. 446/2)” şeklinde kullanılmaktadır.

TTK’nın 324.maddesine göre şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareleri mevcutsa idare meclisi aktiflerin satış fiyatları esas olmak üzere bir ara bilançosu tanzim ederek borca batıklık halini tespit ettirmek zorundadır.

Anılan bilanço, şirketin gerçek malvarlığını ve gerçek borçlarını tespit eden malvarlığı bilançosudur.

Bilançonun aktif hanesinde şirketin gerçek mevcutları, piyasadaki cari fiyatlar esas alınarak paraya çevrilebilir değerleri ile düzen­lenmek zorundadır. Para olarak ifade edile­meyecek aktif kalemleri hesaplama yapılır­ken dikkate alınmamalıdır. (örn:gelecek yıl giderleri vb.)

Bilançonun hazırlanmasında yaşanan zorluk öncelikle bu aşamada çıkmaktadır. “Aktiflerin satış fiyatlarına esas” olmak üzere dü­zenleyeceği ara bilançosunun hazırlanma­sında uygulanacak değerleme tekniği açık değildir.

Yasada “Aktiflerin Satış Fiyatlarına Esas” olmak üzere düzenleyeceği ara bilançosunun değerleme ölçüleri hakkında bir açıklama yapılmamıştır. Bu nedenle uygulayıcılar ta­rafından da değerleme ya Vergi Usul Kanunu hükümlerine, ya da Türkiye Muhasebe Stan­dartları hükümlerine göre yapılmaktadır.

Konumuz iflas etmiş bir işletme olduğu için artık burada faal bir firmadan bahsedilmesi mümkün değildir.

Ancak konumuz içeriği borca batıklık bilançosunun hazırlanması aşamasında yasa hük­müne göre satış fiyatlarına esas düzenlene­cek bilançodan anlaşılması gereken; bilan­çonun değerlemesinde, değerleme günün­deki “satış fiyatlarının” esas alınması yasa hükmüne göre değerleme ölçütü olmalıdır.

Yukarıda kısaca yapılan açıklamalardan sonra yazı Finansal Kiralama Yolu İle Edinilen Malların bilanço kalemleri içerisinde nasıl yer alacağını inceleyelim.

Finansal Kiralamayı 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu 4.maddesinde “kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü ki­şiden satın aldığı veya başka suretle temin ettiği bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere ve belli bir süre feshedilme­mek şartı ile kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören bir sözleşmedir” şeklin­de tanımlamıştır.

Finansal kiralamaya konu olan iktisadî kıymetin değerlenmesi Vergi Usul Kanununun Mükerrer 290.maddesi ile Türkiye Muhasebe Standartları Kiralama İşlemlerine İlişkin 17 nolu Türkiye Muhasebe Standardında ele alınmıştır.

Vergi Usul Kanununda ilgili değerleme tanım ve usulleri anlatılırken kiracının iflas etmesi durumunda malın 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun aşağıda yer alan hüküm­lerine göre geri vermesi şartı göz önünde bulundurulmamıştır.

TMS 17′nin Ek 27.paragrafında ; “… Eğer, kiralama süresi sonunda kiracının kiralama konusu varlığın mülkiyetini edineceğine ilişkin tam bir kesinlik bulunmamakta ise, ilgili varlık, kiralama süresi ve yararlı ömründen kısa olanı itibariyle tamamen itfa edilir. ” de­nilmektedir.

3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun 19.ve 24.maddelerinde kiracının iflası veya icra takibine uğraması ile sözleşmenin sona ermesinin sonuçları anlatılmıştır. Bu madde içeriklerinde icra aşamasında finansal kiralama konusu malların takibin dışında tutu­lacağına karar verileceği, sözleşmenin sona erdiğinde ise bu hakkı bulunmayan kiracının finansal kiralama konusu malı derhal geri vermekle mükellef olacağını belirtmiştir.

Kiracının alacaklıları, kiralama konusu mal kiracının kullanımında olsa dahi malı haczettiremezler.

Finansal kiralama sözleşmesinin, borcun ödenememesi nedeni ile sona ermesi halinde; kiracı zilyetliğindeki malı derhal kiralayana iade edecektir.(FKK md.24)

Finansal Kiralama Kanunu hükümlerinden de anlaşılacağı üzere İflası Kesinleşmiş ve Erteleme Talep eden bir işletmenin TMS 17/27′ye göre artık finansal kiralamaya konu malının faydalı ömründen bahsedilmesi mümkün de­ğildir. Öyleyse, TTK’nın 324.maddesine göre iflas eden şirketin aktifinde yer alan finan­sal kiralama yolu ile edinilen malların satışı mümkün olamayacaktır ve bu nedenle satış fiyatına esas rakamdan bahsetmek anlam­sızdır. Çünkü iflas halinde böyle bir değerden bahsedilemez.

Finansal kiralama konusu malları şirketin mülkiyetine geçmemiş olduğu ve bu sebeple şirketin borçlarının ödenmesine tahsis olunacak değerler arasında yer alamayacağı, baş­ka bir deyişle, tasfiye sırasında paraya çevri­lerek elde edilen hasılatın, şirket borçlarının ödenmesinde kullanılamayacağı hususu göz önüne alındığında, şirketin zilyetliğinde bu­lunan finansal kiralama konusu malların TTK m.324,11 ye göre hazırlanan borca batıklık bilançosunun aktifinde gösterilmemesi gere­kir.” Prof.Dr.Oğuz ATALAY-Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında şirketin gerçek malvarlığını ve gerçek borçlarını tespit eden malvarlığı bilançosunun hazır­lanması sırasında finansal kiralama yolu ile edinilen malların bilançoya dahil edilmemesi gerekmektedir.

Ancak yine de Finansal Kiralama Kanununun 15.maddesine istinaden kirala­ma sözleşmesinin devredilebilmesi dik­katten kaçırılmamalıdır;

Finansal Kiralama Kanununun “Devir Yasağı” başlıklı 15.maddesinde “Kiracı, finansal kiralama konusu maldaki zilyedliğini bir başkasına devredemez.

Ancak, tüketicilerin konut edinmesine veya yatırımlara finansman sağlayan finansal kiralama işlemlerinde kiracı, kiracılık sıfatını ve/veya sözleşmeden doğan hak ve/veya yükümlülüklerini, kiralayandan yazılı izin alınması kaydıyla devredebilir. İş bu devir nedeniyle finansal kiralama sözleşmesin­de yapılan kiracı değişikliği, bu Kanunun 8 inci maddesi çerçevesinde tescil edilir veya şerh olunur. Konut finansmanı kapsamında yapılan finansal kiralama işlemlerinde kiracı, kiralayana bilgi vermek, diğer finansal ki­ralama işlemlerinde ise sözleşmede hüküm bulunmak kaydıyla finansal kiralama konusu malın zilyetliğini bir başkasına devredebilir.”

Ekonomik kriz nedeni ile kira bedellerini ödeyemeyen kiracılar finansal kiralama­dan doğan hak ve yükümlülüklerini FKK-15. maddede yazan şartlarda, kiralayandan izin almak kaydı ile devredebilmektedirler.

Bu uygulama ile kiracı; mal üzerindeki kullanım hakkı ile sözleşme süresi sonunda ma­lın mülkiyetini kazanma hakkını ve kiracılık sıfatlarını üçüncü kişiye devretmektedir. Bu devir işlemi karşılığında zilyetliğinde bulu­nan malın rayiç değeri, ödenmiş taksitleri, kalan taksitlerin değerlendirilmesi neticesin­de bir bedel alabilmekte ve kalan taksitlerin de ödenmesi yükümlülüğünden kurtulabil­mektedir.

Yukarıdaki şartların varlığı halinde, bor­ca batıklık bilançosu hazırlanırken düzenlenecek bilançoda finansal kiralama yolu ile edinilen malların aktif içerisinde hiç gösteril­memesi ne kadar doğru olacaktır? Bilançonun hazırlanırken leasing’e konu mallara ilişkin sözleşmenin devrine ilişkin kanaat getirici bir belgenin, bir oluşumun varlığı ha­linde bu malların aktifte hiç gösterilmemesi kanımca doğru olmayacaktır.

Öyle ise aktif kalemlere sözleşmenin devrine ilişkin kanaat getirici bir durumun/belgenin sunulması halinde devir bedeli aktif kalemlerde yer almalıdır.

Aktif kalemlere bu bedelin ilave edilmesi pasif kalemler içerisinde yer alan sözleşmeden kaynaklanan kalan faiz ve anapara taksitle­rinin borçlardan çıkartılması gerekir sonucu­nu doğurabilir mi?

Kanımca hayır. Çünkü bilançonun hazırlandı­ğı tarih itibari ile bu borçlar mevcuttur.

Sonuç olarak; borca batıklık bilançosu düzenlenmesi aşamasında şirketin raporlama tarihindeki gerçek borçları ile aktiflerinin satış fiyatlarına esas tutarları ile değerlen­dirilmesi gerekmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde finansal kiralamaya yolu ile edinilen mallara ilişkin sözleşmenin devrinin kanaat getirici bir durum/belge ile belgelenmesi halinde alınabilecek bedelin aktif kalemler içerisinde yer alması, pasif kalemler içerisinde ise devir işleminin ger­çekleşene kadar sözleşmeden kaynaklanan borçların gösterilmesi bilançonun gerçekliği açısından sağlıklı bir uygulama olacaktır.

Yorum Yazın

emevzuat emevzuat emevzuat emevzuat

© 2009 Ortak Bağımsız Denetim ve Mali Müşavirlik Limited Şirketi tüm hakları saklıdır. Diğer sitemiz www.vergiburosu.com . Application by Modul3d

mali müşavir,izmir,türkiye,vergi affı,özlük dosyası,serbest muhasebeci,torba yasa,ihracat,vergi iadesi,kdv,gayrimenkul sermaye iradı,kira gelir vergisi,katma değer vergisi
6111,ne zaman emekli olurum,emeklilik,tms,tmsf,türkiye muhasebe standartları,yeminli mali müşavir,ymm,pratik bilgiler,türk ticaret kanunu,ufrs gecikme zammı,gecikme faizi,
teşvik,yatırım indirimi,bağımsız denetim,audit,cpa,yeni ttk,6102